Epeydir yazı yazmadığımı fark ettim. Eskiden arada sırada da olsa bir deftere, bir txt doyasına falan karalardım bir şeyler. Hatta bir ara eski derneğimizin (eski derken bile içim cız ediyor) çalışmalarının yoğun olduğu dönemde çıkardığı Aktif isimli bir dergi vardı, oraya saçma da olsa düzenli bir şeyler yazardım. Çoğu kişi yazmak disiplin işi der, ama bence o kadar da kastıran bir şey değil yazmak, insan içinden geldiği gibi, herhangi bir konuda istediğini söyleyebildiği gibi dilediğini de yazabilmeli. Gerçi hızla çoğalan sosyal medya platformları bu ihtiyacımı biraz giderse de oralarda da bulunan karakter sınırlaması gibi şeyler insana diyeceğini az lafla söylemeyi uzun uzadıya zorlamamayı aşılıyor, olumlu bir şey mi olumsuz bir şey mi bilemedim.
Yazmak için belli bir disipline girmeye inananlardan olmasam da belli bir birikime sahip olmanın gerektiğine inanırım, ama illa bu birikim çok kitap okumakla oluşabilecek bir birikim değil tabi, hayatı dolu yaşamaya çalışmak da bu konuda yeterli olabiliyor çoğu zaman. Hayatta bir uğraşın varsa, bazen de olsa rutinin dışına çıkabiliyor ve az da olsa iki kelimeyi bir araya getirebiliyorsan karalarsın bir şeyler.
2005’ten bu yana sadece isim olarak duran blog sayfamı artık aktif kullanma kararı aldım (bakalım bu gaz ne kadar gidecek). Aklıma geleni, hoşuma gideni buradan paylaşacağım, amacım birilerinin okuyup ilham alması falan değil, çok standart ve afilli tabirle "tarihe not düşmek". Yarın bi gün bu sanal âlemde neler yapmışım diye baktığımda birkaç şey bulunsun istedim. O zaman vira Bismillah deyip bu postu göndermiş olayım. Gerisi Allah Kerim..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder